FELESEFE-3

Sokratesçiler: Phaidon, Anthishenes, Euclides, Aristippos, Platon, Xenophon.

Sokratesçi okulların belli başlıları şunlardır: Megara okulu, Elis-Eletria Okulu, Kynikler Okulu, Kyrene Okulu.

Diogenes: Kral İskender güneşli bir havada ona rastlayıp sordu:-Dile benden ne dilersen! Diyojen  şöyle cevap verdi: -Gölge etme başka ihsan istemem.

Sistematik Dönem:

Platon: Platon felsefesinin başlıca meseleleri, ideler nazariyesi ve ontolojisi, ruhun ölümsüzlüğü ve devlet hakkındaki görüşleridir.  Platon tecrübe âlemini hakir görmez. Gerçek bilgi, kavramlı bilgidir. Kavramlı bilgi de İdelerin bilgisidir. Gerçek bilgi sadece objektif olan bilgidir. Filozofa göre ruh, akıl, irade ve zorlama olarak üç bölümden oluşur. Platon’un ahlak görüşünde ağırlık noktasını erdem kavramı meydana getirir. Platon’a göre yanlış devlet şekilleri: Askeri(militarist devlet), servetin egemen olduğu devlet (Plutokrasi), demokrasi, tek yanlı devlet şekli olan despotik (müstebit-tyrannie) devlettir. İdeal bir devletin yurttaşları; işçiler, bekçiler yahut savaşçılar v e idarecilerden oluşur.Platon’un ideal devletini bir aristokratlar zümresi yönetir. (aristokrasi). Platon’a göre en iyi ve en doğru devlet şekli dine dayalı, göksel evrenin değişmeyen yasalarını koyan Varlığın, insan âlemi için koyduğu öncesiz ve sonsuz değişmeyen kesin yasalarının uygulandığı devlet şeklidir.

Platon’un kendine özgü bir görüşü olan ‘’İdeler Metafiziği’’ ile ilk kez ‘’Menon’’ diyalogunda tanışıyoruz.

İdeler âlemi, öncesiz ve sonsuz olan değişmeyen ideal varlıkların âlemidir. Görünüşler âlemi ise, sürekli değişen, gelip geçici olan sonlu varlıkların âlemidir. İçinde bulunduğumuz gölgeler âlemi devamlı ideler âleminin etkisi altındadır. Görünüşler âlemindeki madde, ideler âlemine göre şekillenir. İdeler fiziki dünyada olduğu gibi manevi dünyada da etkilidir.

Aristoteles: Politik bir zorunluluk olarak Yunanlıların birliğini düşünüyordu. Madde ve şekil sonsuzdur. Evrenin başlangıcı yoktur.Aklın fiili Tanrı’dır, düşünen düşünce Tanrı’dır. Biz Tanrı’yı ezeli, abedi, mükemmel bir varlık olarak adlandırmaktayız. O halde hayat ve sürekli ezeli- ebedi ömür Tanrı’ya aittir. Çünkü Tanrı, bunun kendisidir. Her tabiat olayında birbirine bağlı  dört neden:1- Maddi neden, 2- Şekli (formel) neden, 3- Fiili neden, 4-Gai neden Ruhun basamakları: Bitkisel ruh, hayvansal ruh, insani ruh. Devlet felsefesi: Ahlak sorunu ancak devlet felsefesinde çözülür. Devletin hedefi, vatandaşların ahlaki hayatlarının korunması ve geliştirilmesidir.

Aristo’nun en meşhur eseri Organon’dur. Ahlaki bilimler; Nikomakhes’a Etik, Büyük Etik, Eudemos’a Etik, Politika veya Cumhuriyet, Ekonomi .

Aristoteles’in mantığı: Mantığı antik Yunan dünyasında sistemleştiren Aristoteles’tir.Mantığı formel, metodolojik ve ontolojik bir özellik taşır.

Stoa felsefesi: üç devreye ayrılır: 1- Eski Stoa, 2- Orta Stoa, 3- Romadaki Stoa

Romadaki  Stoa‘nın filozoflarının üçü: Seneca, Epiktetos, Marcus Aurelius

Şüpheci felsefe,  Pyrrhon ve Timon tarafından sistemleştirilmiştir.

Antik Yunan düşüncesinde, bir devlet anlayışı ortaya koyan filozoflar grubu: Sofistler, Platon, Aristoteles, Kıprıslı Zenon, Panaitios

 

 

 

ÜNİTE 9                                    

ORTAÇAĞ FELSEFESİ

Karanlık Çağ: Gibi menfi nitelemelerle anılan, Ortaçağ, Batı Ortaçağı’dır. Ortaçağın karanlık dönem, özellikle Hıristiyanlığın sadece dini tartışmalara kapandığı 3. asırdan yaklaşık 10. sara kadar yani Skolastik devlerin başlangıcına kadar süren dönemdir.

Erken Ortaçağ ve felsefe: M.S.1. yüzyıldan 4. yüzyıla kadar olan devirdir. Bu dönemdeki teologlara Kilise Babaları veya Savunmacı teologlar (Apologist) denir.

Yahudi Kelamı ve İskenderiyeli Philon: Yahudilikte ilk felsefi kelam’ın kurucusu olarak İskenderiyeli Filon’dur.

Batı Hıristiyan Teolojisi ve Kilise Babaları: İskenderiyeli Clement ve öğrencisi Origen ve Tertullian’dır. Kilise babaları ırken ve kültürel olarak Yunanlı oldukları için, onların teolojilerine ‘’Yunan Teolojisi’’ denir. Latin teolojisinin en önemli ilk temsilcisi Aziz Augustine oldu. Birçok eseri vardır. En önemlileri ‘’İtiraflar’’ ve ‘’Tanrı Şehri’’dir.

Plotinos ve Yeni-Eflatunculuk: Bu adla adlanlandırılan Plotinos’un ve onun yolunu izleyenlerin Porphyrus, Jamblique, Plutarcos ve Proclos gibi pustperest filozofların felsefesidir. Plotinos felsefesi, evrenin oluşumunu izah etmeye çalışan metafizik kozmoloji ve bilginin imkanını mistik yolla gösteren bir felsefedir.Ortaçağda hem Batı dünyasına hem de İslam dünyasına etki etmiştir. İslam düşüncesi açısından Porphyrius önemlidir. Onun eseri ‘’Mantığa Giriş’’ (Isagoge) adını taşır. Aristo’nun ‘’Kategoriler’’ Adlı mantığına giriş olarak yazılmıştır.

Karanlı Ortaçağ ve felsefe: Ortaçağın 4-10 yüzyılları arası devirdir. Hıristiyanlığın resmi ilanı ile kilise, Roma hakimiyetini altına alarak onun siyasi gücünü kullanıp Hıristiyanlık dışı gelişen Arianizm, Nesturyanizm, Monfizitizm gibi akımları sürdürüp, Engozisyon mahkemeleri kurarak birçok hıristiyanı cezalandırdı. Yunan ve Helenistik felsefeyi ve Hıristiyanlığa aykırı görülen  putperestliği yasakladı. İmparator Justiyen’in emriyle Atina’daki Eflatun Akademisi ve doğu felsefe mektepleri kapatıldı. Son yedi Yeni- Eflatuncu filozof sürgün edildi ve onlar İran’daki Cundişapur okuluna sığındılar. Bu devirde yetişmiş iki önemli filozof vardır.

Boethius: Roma’ya dönünce konsül oldu. Felsefe ile ilgili meşhur eseri ‘’Felsefenin Tesellisi’’ adını taşır. Bu eserinde büyük oranda Eflatun etkisi vardır. Beş kitaptan oluşan eserinde, İnanç, kaza-kader, inayet, mutluluk, bilgi ve ahlak  konularını işlemiştir.

John Scot: Kader üzerine tartışmalara katılmıştır. En önemli eseri, ‘’Doğanın Bölümlenmesi Üzerine’’dir.

İslam Felsefesi ve Filozoflar:

KİNDİ:

 İlk Müslüman filozof ve ilk Meşşai filozof kabul edilir. Arap olduğu için ‘’Arapların Filozofu’’ lakabını almıştır. Me’mun’un Bağdat’ta kurduğu Beytü’l- Hikme’de vazife yapmıştır.Tıp, Müsiki, Matematik, Astronomi ve Fizik gibi ilimlerle de meşgul olmuştur.

En önemli eserleri: el-Felsefetü’l-Ula, Risale fi’l- Hududi’l- Eşya ve Rusumiha, Risale fi’l-Akl, Kelam fi’n-Nefs, Risale fi’n- Nefs, Risale fi Cevahiri’l- Hamse.

Felsefeyi ‘’İnsan gücü ölçüsünde varlığın hakikatini bilmesidir’’ şeklin de tanımlar. O’na göre sanatların ve bilimlerin en değerlisi ve mertebe bakımından en üstünü felsefedir.

Kindi’ye göre en kesin bilgiler, matematik ve vahiyle insana verilen bilgidir. Varlığın en temel ilkesi Kindi’ye göre nedensellik ilkesidir. Aristo’nun dört nedenini kabul eder. O’na göre cismin, beş temel özsel  veya cevhersel niteliği vardır; bunlar madde (heyula), şekil (süret), zaman, mekan ve harekettir.

FARABİ:

Türk asıllı filozoftur. Kendisine Aristo’dan sonra mantık sahasındaki yetkinliğinden ‘’İkinci Öğretmen’’ lakabı verilmiştir. İlk defa siyaset felsefesiyle uğraşan bir Müslüman filozoftur.

En önemli eserleri: İhsau’l-Ulum, Kitabu’l- Cedel, Makale fi’l-Hala, Fususu’l-Hikem, Risale fi Mahiyeti’n-Nefs, Medinetu’l-Fazıla, es-Siyasetu’l-Medeniyye, Risaletu Tahsili’s-Sa’ade ve Uyunu’l-Mesa’il.

Kindi için matematik ne ise, Farabi için mantık odur.Farabi mantığın işlev ve sahasını ilk defa ‘’Tasavvurlar ve Tasdikler’’ olarak iki ana bölüme ayırmıştır. Farabi önermeleri tahlili ve terkibi diye ikiye ayırır.İstanbul’un Fethi olayı terkibi dir. Farabi ilk defa felsefe tarihinde varlık (vücud) ve öz (zat) ayırımını yapan zattır. Farbi’nin felsefesinin amacı mutluluktur. Yüce Gaye ve En Son Gaye olarak nitelediği mutluluk nihai hedeftir. Sırf mutluluğu konu alan eseri ‘’Tahsilu’s-Saade’’dir.

IHVANÜ’S-SEFA: Miladi 10 yy’da Basra’da kurulan ve Bağdat’ta şubesi olan ansiklopedist bir felsefe mektebi veya cemiyetidir.En meşhur eserleri; ‘’Resail’’dir. Felsefelerini, Fisagor, Eflatun, Aristo, Plotinus, Kindi Ve Farabi’den etkilenerek yapmışlardır., J.Locke’dan yüzyıllarca önce ‘’Tabula Rasa’’ (Boş Levha) fikrini ortaya atmışlardır. İnsan zihnini, doğuştan hiçbir fikre sahip olmayan boş beyaz bir kağıda benzetmişlerdir.

İBN SİNA:

Batı’da ‘’Tabiplerin Prensi’’ olarak nitelenen ve Avicenna olarak bilinip İslam dünyasında da ‘’eş-Şeyh er-Reis’’olarak ünlüdür. Farabi gibi o da Türk’tür.

Felsefeile ilgili en meşhur eserleri: eş-Şifa, Necat, el-İşarat ve’t-Tenbihat, el-Hidaye, Hayy bin Yakzan, Aksamu’l-Ulumi’l-Akliyye, Kitabu’n-Nefs.

Varlık: İbn Sina, büyük bir metafizikçi filozoftur. O,varlığı Farabi gibi üç kısma ayırır. 1- Vacib Varlık, 2- Mümkün Varlık, 3- Mümteni’ Varlık.

Ontolojik Delil: Allah’ın varlığını ispat için atılan en önemli delillerden birisidir. Bunu ilk ortaya atan Farabi’dir; bunu geliştiren ise İbn Sina’dır.

GAZALİ:

Kelam’dan felsefeye, fıkıhtan tasavvufa çok çeşitli ilim dalında mahirdir. Gazali, Aristo felsefesini ve İbn Sina gibi Meşşaileri eleştirmiştir.O’na göre alem hem zati ve hem de zamani olarak hadistir. Allah hem küllileri hem de cüzileri doğrudan bilir. Gazali’ye göre haşr hem cismani hem de ruhani olacaktır. Gerçeğe ulaşmanın bir şartı olarak yöntemsel şüpheyi görür.

İyimserlik : Gazali bu dünyayı ‘’Mümkün dünyaların en iyisidir’’ diyerek, Aristocuların determinist alem anlayışına karşı, imkanların hakim olduğu bir evren tasavvurunu öne sürmüştür.

Felsefi eserleri: Tehafütü’l-Felasife, el-Munkız mine’d-Delal, Makasidu’l- Felasife, Miyaru’l- İlm, Mişkatü’l-Envar, Mihakku’n-Nazar fi’l-Mantık ve er-Risaletu’l-Ledunniye.

BAĞDADİ:Ebu’l-Berekat el-Bağdadi, tıp ve felsefe tahlili yapmıştır. Felsefi eserlerinin en önemlisi ‘’Kitabu’l- Muteber’’dir. Ayrıca ‘’Kitabu’n- Nefs’’ ve ‘’Risale fi’l-Akl’’ gibi bazı eserleri vardır.

SUHREVERDİ: Şahabeddin Yahya es-Suhreverdi, Kubreviye tarikatına mensuptu. Meşşai fikirlerden vazgeçerek, kendisinin kurucusu olduğu İşrakiyye felsefe hareketini başlatmıştır. İşrakiyye, İslam felsefesinde Meşşailikten sonra ikinci ve önemli bir felsefe mektebidir. ‘’Nur Metafiziği’’ veya ‘’Aydınlanma’’felsefesi olarak niteleyebileceğimiz İşrakiyye akımının iddiası saf bir ‘’İslam Felsefesi ’’ olmalıdır. Bu felsefe İslam tasavvufundan ve özellikle Gazali’den etkiler taşımaktadır.

Aristoculuğun 10 kategorisini cevher ve hey’et olark ikiye indirgemiştir.

Nur: Suhreverdi’nin metafiziğin ve bilgi nazariyesinin temelini nur kavramı oluşturur.

Bilinç: Mutlak ve saf Nur olan Allah’ın dışındaki varlıklar kendileri bizatihi hür olmadıkları ve onların nürlukları kendilerinde olmadığı için, varlıkların gerçek varlıkları bilgi yoluyla kavradıkları bilinç halleridir.

--İbnu’l-Arabi’ye ve kendilerine İşraki denen öğrencileri, Şehrezüri, Kutbaddin Şirazi, Molla Sadra ve Sebzevari’ye tesir etmiştir.

Felsefi eserleri: Heyakilu’n-Nur, Hikmetu’l- İşrak, et-Tevilatu’l- Levhiyye ve’l- Arşiyye, el-Mukavemat, el-Elvahu’l- İmadiyye, Pertavname.

İBN BACCE: Endülüslü meşşai filozofların ilkidir. Batı’da Avempace diye bilinip Farabi ve Aristo’dan etkilenmiştir. Aristo’nun bazı eserlerini şerh etmiştir.

Eserleri: Kitabu Tedbirri’l-Muvahhid, Risaletu’l-Veda, Kitabu’n-Nefs, Fi’l-Vahde ve’l-Vahid, İttisalu’l-Akl bi’l-İnsan, Risale fi’l-Müteharrik, fi’l-Elhan.

Tedbirri’l-Muvahhid:Kendini kendisiyle birleştirmiş insanın idaresi ve yönetimi adını taşır.

İbn Tufeyl: Endülüste yetişen ikinci önemli ve büyük filozoftur.Bize ulaşan felsefi eseri, dünyaca ünlü ‘’Hayy bin Yakzan’’dır.

Tabii insan: İbn Bacce’nin ‘’Yalnız İnsanı’’ nın yerini, hemşerisi İbn Tufeyl’de ‘’Tabii İnsan’’ alır.

İBN RÜŞD:

Endülüslü filozofların en büyüğü, Doğu ve Batı’da en tanınmışıdır. Batılıların ‘’Averroes’’ dedikleri bu filozof, gelmiş geçmiş en büyük Aristocu ve Aristo şarihidir. Aynı zaman da hukukçudur.

Allah’ın varlığının delilleri:

İnayet delili: İnayet, bütün varlıkların insan için yaratılmış oldukları, insanın varlığına ve kullanımına uygun bir düzen içerisinde var oldukları anlamına gelir. Alemde bir tesadüfilik yoktur.

İhtira delili: İnsan’ın kendinde, canlı ve cansız varlıkların yaratılışı v eyaratılışın varlıklar üzerindeki gizli ve açık göstergelerinin hissi ve akli olarak idrak edilmesidir.

Eserleri: Tehafütu’t-Tehafüt, Faslu’l-Makal, Zamime, el-Keşfu ‘an Menahici’l-Edille, ve hukukla ilgili olan Bidayetü’l- Müctehid.

İBN HALDUN:

Bugünkü anlayışıyla bir sosyal felsefecidir. Bilimsel tarih ilminin,tarih felsefesinin ve sosyolojinin kurucusu sayılmaktadır.

İbn Haldun’a göre, Cemiyet’in geçirdiği tekamül merhaleleri şunlardır: 1-Bedevilik, 2-Kabile halinde yaşama, 3- Site devleti.

Eserleri: El-Mukaddime, Kitabu’l-İber ve Şifau’s-Sa’il’dir.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------Vitali N.Naumkin: ‘’Az bilinen bir olguya işaret etmek isterim ki, Gazali’nin eserleri Descartes tarafından okunmuştur. Bu, Paris Milli Kütüphanesi’nde bulunan Cartesian Collection (adlı eserde)’daki bir notla doğrulanmaktadır.

SKOLASTİK FELSEFE: 11-14. yüzyıllar Skolastik devirdir.

Diyalektikçi Hareketler: Berenger, Roscellin, Guillaume de Conches, Abelard, Gilbert de la Porree, Joachim de Flore ve David de Dinant.

Eflatunculuk: Genelde Aristo karşıtıdırlar.

St. Bonaventure:Fransiskenler’in en önemli düşünürlerindendir.Aristoculuğa karşı Eflatunculuğu ile meşhurdur.

Roger Bacon: Fransiskenlerdendir. ‘’Matematik, bütün ilimlere uygulanabilir evrensel tecrübelerdir, hiçbir ilim matematiksiz bilinemez’’ demiştir.

Latin İbn Sinacılık:Dominique, Gondisalvi, Guillaume d’Auverre, Philippe de Greve

Latin Gazaliciler: Guillaume d’Auvergne ve Robert Grosseteste

Latin İbn Rüşdcülük: Öncüleri, Siger de Braband ve Dacialı Boetius’dur.

Skolastisizmin Sonu: Ockhamlı William’ın usturası: Bu ‘’ustura’’ Ockhamlı William’ın Hıristiyan idealizmine karşı nominalizmin zaferidir.

ÜNİTE 10

YENİÇAĞ FELSEFESİ:

 Ronesans’ın en önemli başarılarından ikisi, Kopernikus’un astronomi anlayışı ile Gallie’nin mekaniğidir.

 Kopernikus’un astronomi anlayışı üç şeyi alt üst etmişti: 1- Gözle görülen görünüşler âlemini 2- Kilisenin dünya görüşünü 3- Orta Çağın resmî felsefesi olan Aristoteles felsefesini. Güneşin merkez  olup diğer gök cisimlerinin onun etrafında döndüğü hakikati, kilisenin “dünya merkez” görüşünü yıkmıştır. Newton’un çekim yasasını keşfi, Aristoteles’in, ay altı, ay üstü âlem anlayışını sona erdirdi. Âlemde tek yasanın hakim olduğu yer ve gökte neler varsa buna tabî olduğu ortaya çıkınca kilisenin kutsal kabul ettiği birtakım yanlışlar yıkıldı. Kopernikus’un görüşlerini Bruno tek başına yaymayı başardı. Kantitatif Galilei’nin  fiziği, Aristoteles’in kalitatif fiziğini çürüttü. Bütün bu şartlar, Yeni Çağ felsefesini hazırlamaya yetti. Yeni Çağ felsefesi iki büyük düşünür, Franci Bacon ve René Descartes’in getirdikleri yeni metotlarla başladı.

FRANCİS BACON:

Tümevarım metodunu uygulayıp geliştirdi. O’na göre ilk çaba bilimleri sınıflamaktır. Matematik ‘’tabii felsefenin büyük ekidir’’. ilmin gelişmesi için,insan zihnine önceden yerleşmiş putların yıkılması gerektiğini söyleyen Bacon şöyle diyordu: Yeni gelişmelere engel olacak olan batıl fikir ve yanlış anlayışlardan insan zihnini idolden (puttan) temizlemek ve korumak gerekir:

1- Soy idolleri: insan cinsindeki ortak yanılgılar ve insan türünün hatalarıdır.

2- Mağara idolleri: Bunlar bireyin yanılgılarıdır.

3- Çarşı idolleri: insanların kendi aralarındaki alış verişlerinden, özellikle anlatımlarından gelen yanılgılardır.

4- Tiyatro idolleri: Bunlar teori yanılgıları ve okulun önyargılarıdır.

THOMAS HOBBES:

O’na göre felsefenin cisimlerden başka konusu olamaz.Serbest kalan insan tarihi ilk anlarında birbirini yemiştir. Bu yamyamlığın önlenmesi için bir Leviathanus’a ihtiyaç vardır.

Hubbes’a göre  devlet: Monarşi, Demokrasi ve Aristokrasi şekilleri vardır ve bunların içinde en iyisi Monarşi’dir. Sözleşmeye dayalı kuvvet nazariyesini savunan Hobbes’a göre, kılıcın zoru olmadıkça ahitler sözlerden ibarettir ve insanı güvence altına almaya yetmez. O’na göre ‘’egemen gücünden vazgeçmez.’’ Devletin başındaki egemen bir kez seçilmelidir. Fakat ondan sonra onun karşısına hiçbir güç çıkmamalıdır. Egemenin her buyruğu bir ilke olmalıdır. Din devletin müsaade ettiği kadarıyla gerçektir. Devletin sınırı gücünü kullandığı yere kadar uzanır.

Ruhu, bazen beyin hayatı, bazen de sinir tözü olarak kabul eder.İyi ve kötü izafi fikirlerdir.

Eserleri: Felsefenin öğeleri’dir. Üç bölümden meydana gelmiştir. Cisim üzerine, insan üzerine, yurttaş üzerine.

RENE DESCARTES:

Yeni Çağ felsefesinin hem kurucusu hem de babasıdır. Uyguladığı metodik şüphe ve fizik-matematik metod ile asra damgasını vurdu. Anthistenes ve Galilei’den esinlenen Descartes,

felsefesini üç şey üzerine kurdu: 1- Ruh ile cisim arasındaki ilişki, 2- Matematik metod, 3- Cogito ergo sum ‘’Düşünüyorum o halde varım.’’

Descartes, Tanrı, ruh ve bedeni, cevher kabul etti. Tanrı ezelî, ebedî, sonsuz, her         şeye güç yetiren, her yerde bulunan, herşeyi bilen cevherdir. Ruh ile beden yaratılmış sonlu cevherlerdir. Bunlar birbirine indirgenmez, yalnız kozalaksı bez ile iletişimi sağlar. Kesin bilgiye ulaşmak için metodik şüpheyi kullanmak gerekir. İnsan kesin bilgiye ulaştıktan sonra kabul ettiği esasları hiç değiştirmeden yaşamalıdır. Cisim uzamlı bir cevherdir. Âlem sıvı bir maddeyle doludur. Açık ve seçik tasavvur ifadesi, Descartes felsefesinin hareket noktası kabul edilmelidir. Hareket cisimlerin yer değiştirmesiyle meydana gelir.Descartes felsefesinin Latinceleşmiş şekli Kartezyenizm’dir. Descartes’in etkisini taşıyan kartezyenler, Descartes’ci düşünceyi elden ele yaymışlardır. Descartes’a göre ‘’biz kendi kendimizin yaratanı değiliz, yaratanımız Tanrı’dır. Dolayısıyla Tanrı vardır.’’ ‘’Tanrı’nın var olduğunu ispat etmek için yalnız hayatımızın süresi kafidir.’’ ‘’Bilhassa Tanrı’nın vahiyle bildirdiği şeylerin diğer bütün şeylerden ölçülmez derecede doğru olduğunu şaşmaz bir kural olarak kabul edeceğiz’’.

Descartes fikirleri üçe ayırır: Doğuştan fikirler, tecrübeyle elde edilen fikirler ve yapay fikirler. Descartes Farâbî ve Anselmus’ten gelen ontolojik delili geliştirmiştir.

Eserleri: Aklı kullanmak için kurallar, Dünya, Metod Üzerine Konuşmalar, Geometri, Felsefenin İlkeleri, Ruhun Tutkuları, İnsan Üzerine İnceleme, Ahlak Üzerine Mektuplar, Metafizik Düşünceler.

BARUCH SPİNOZA:

Panteizmi tam bir sistem haline getirmiştir. Descartes’in, Tanrı, ruh ve madde şeklinde kabul ettiği üç cevher, Spinoza’da tek cevhere dönüşmüştür. Bu da Tanrı’dır.Var olan her şey Tanrı’dadır.Tanrı ve doğa aynı şeydir.  Ruh ve madde cevher olmayıp Tanrı’nın sıfatlarıdır.

WİLHELM LEİBNİZ:

İnsanoğlu evrensel bir matematiğe ulaşırsa, tam bilgiyi elde edebilir. Tanrı, ‘’en gerçek varlıktır’’ diye tanımlanır. Bunun için Tanrı’nın var olması zorunludur. Cevher kuvvetten başka bir şey değildir. Cismin özü kuvvettir. Her monad kendi içinde yaşar, fakat her monad aynı şeyi yaşar. Monadlar arasındaki bağlılık Lebniz’e göre, ezeli ahenkten gelmektedir. Uzlaştırmacı filozof olarak dikkati çeken filozof, cevher olarak monadları kabul etmiştir. Monadlar ruhî kuvvetlerdir. Âlem monadlardan meydana gelmiştir, merkez monad Tanrı’dır. Her monad algılama ve düşünme gücüne sahiptir. Fakat hiçbir monadın diğerine açılan kapıları ve pencereleri yoktur. En aktif monad her organizmanın merkez monadıdır. Diğer monadlar aktifliklerine göre organı meydana getirirler. Bunlar arasında ezelden kurulmuş bir ahenk vardır. Monadlar arası iletişim bu ezelî ahenkle sağlanmaktadır.

Leibniz, vahiy dinini savunmuştur.

Descartes gibi Leibniz için de açık ve seçik bilgi önemlidir.

Bilginin dört basamağı vardır: Bulanık, açık, seçik ve upuygun. Hakikat ikiye ayrılır: Olgu hakikati, akıl hakikati. Gerçek hakikat akıl hakikatleridir. Bunlar değişmez ve temel ilkelerdir. Diğer doğrular, bu ilke hakikatler sayesinde elde edilir. Descartes gibi Leibniz de doğuştan fikirleri kabuleder. Kötülüğü, fizik, moral ve metafizik olarak ayıran Leibniz, eserlerini genelde Fransızca yazmıştır. Akıl ile imanı uzlaştırma çabalarıyla daha geniş alana etki yapan Leibniz Alman aydınlanmasının atası olmuştur. Fikirleri, Wolff’un çevirileriyle Almanya’da tanınmıştır.

Lebniz’e göre, asıl din akıl dinidir. Marburg okulu ve diğer yandan enerji teorisi taraftarları ve yeni canlıcılar Leibniz’e dayanmaktadırlar.

18.YÜZYIL AYDINLANMA FELSEFESİ:

Kant’a göre; Aydınlanma, insanın kendi suçu ile düşmüş olduğu bir ergin olmama durumundan kurtulmasıdır. Bu ergin olmayış durumu ise, insanın kendi aklını bir başkasının klavuzluğuna başvurmaksızın kullanamayışıdır.

Gökberk’e göre aydınlanma; İnsanın düşünme ve değerlemede din ve geleneklere bağlı kalmaktan kurtulup kendi aklı, kendi görgüleri ile hayatını aydınlatmaya girmesidir.

Felsefe, 17. yy’da evrensel bir bilimken, 18. yy’da daha çok bir kültür felsefesidir.18. yy düşünürleri filozoflar değil, daha çok, Locke ve Voltarie gibi yazarlardır.

Aydınlanma İngiltere’de daha çok deneycidir, Fransa’da daha çok rasyonalisttir. Almanya’da daha çok mistik-rasyonalisttir.

JOHN LOCKE:

İngiliz ve Avrupa aydınlanmasını başlatan düşünürdür.18. yüzyılın aydınlamasının gerçek kurucusu sayılmaktadır.

Locke’a göre bütün idelerin kaynağı duyum (dış deney) ve düşünme (iç deney)dir.

Descartes ve kartezyenlere karşıdır; doğuştan fikirleri kabul etmez. İnsan dünyaya “tabula rasa’’ boş levha  halde gelir. Her bilgi deney ve tecrübeyle elde edilir.

Basit ve bileşik olarak iki çeşit fikir kabul eden Locke, basit fikirleri zihin bileşik fikir haline getirir. Bunun için zihin üç fiile başvurur: 1- Birçok basit fikri, bir bileşik fikirde birleştirmek. 2- Basit ya da karmaşık iki fikri yan yana getirme. 3- Soyutlama.

Devlet anlayışında Hobbes’un görüşüne karşı çıkan Locke,

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !